bulut akademi 2021 1

cevre kazanci eylul

Hadi Gelin Şehirlerimizi Sürdürülebilir ve Daha Yeşil Yapalım

surdurulebilir sehirler makale
Dünya nüfusunun yarıdan fazlası artık kentlerde yaşıyor. 2050 yılına kadar bu rakam 6,5milyar, yani dünya nüfusunun üçte ikisi olacaktır.

Kentsel alanlarımızı inşa etme ve yönetme biçimimizi önemli ölçüde değiştirmezsek, sürdürülebilir kalkınmayı başaramayız. Gelişmekte olan ülkelerde kentlerin hızlı büyümesi ve kırsaldan kente göçün artışı, mega-kentlerin sayısında büyük artışa yol açmıştır. 1990 yılında nüfusu 10 milyon veya fazla olan mega-kent sayısı 10 idi. 2014’te ise artık toplamda 453 milyon insanı barındıran 28 mega-kent bulunuyor. Aşırı yoksulluk genellikle kentsel alanlarda yoğunlaşıyor; ulusal ve yerel yönetimler, bu alanlarda artan nüfusu barındırmak için çaba veriyor. Kentleri güvenli ve sürdürülebilir kılmak demek, güvenli ve erişilebilir konut sağlamak, gecekonduları dönüştürmek anlamına gelir. Ayrıca, toplu taşımacılığa yatırım yapmak, kamusal yeşil alanlar yaratmak, kentsel planlama ve yönetimi hem katılımcı hem de kapsayıcı olacak şekilde iyileştirmek anlamına da gelir.

 

Permakültür ile Sürdürülebilir Bir Çevre Elde Edebilir Miyiz?

surdurulebilir sehirler 1 

 

Permakültür tam olarak bir tasarım fikridir ve teknik olarak sürdürülebilir yaşam yerleşkesi tasarım bilimi olarak geçmektedir. Biz permakültür ile doğayı ve insanı gözetebiliriz. Aslında permakültür hep bir tarım usulü gibi algılanıyor ancak sadece tarımla sınırlı değil. Permakültür bir yaşam biçimi aynı zamanda. O yüzden, şehir, köy ayrımı yok.

Dünyada sürdürülebilirliğin ne kadar sürdürülebilir olduğu konusu oldukça tartışmaya açık. Doğada %100 saflıkta hiçbir element yokken, %100 verim ve %100 sürdürülebilirlik de mümkün değil. Ancak, doğa bunu olabildiğince bu oranlara yakın başarıyor, eğer insanoğlu müdahale etmezse doğanın kendi içerisindeki sistem sürdürülebilir. Ancak insan ne yazık ki, doğanın bir parçası olduğunu unutuyor ve kendisini doğanın hâkimi görüyor ve o zaman yaşam hiçbirimiz için ne yazık ki sürdürülebilir olamıyor. Permakültür tasarımında, doğa ile dost, doğayı örnek alan sistemler kurduğunuz için ‘’atık’’ üretmezsiniz ve bir yandan da temel ihtiyaçlarınızı karşılarsınız.

surdurulebilir sehirler 2
Atık yönünden ele alınırsa, doğaya baktığımızda atık yoktur. Doğada var olan bir şeyin atığı, bir başka şeyin kaynağıdır. Permakültür tasarımlarında da buna dikkat edilir. Atık üretmemek, çıkan bir şey varsa, bunun bir başka yerde kaynak olması hedeflenir. Kompost buna en güzel örnektir.

Doğal yapılar kullanılır, doğal yapıları inşaa ederken insanın temel ihtiyaçları göz önüne alınır. Bir kişinin tek başına yaşayabileceği alanın sınırları bellidir. Bu konuda israfa kaçmadan temel gereksinimler belirlenir ve buna göre seçimler yapılır. Yaşam biçimimizi değiştirmezsek, dünyadaki kaynakları hızla tüketeceğiz. Aslında sürdürülebilir tarımdan ziyade burada ki temel amacımız geleceğimiz için onarıcı tarıma hatta elimizden geldiğince daha atıksız kendi kendini yenileyebilen çevreye adım atmaktır.

 

Şehirlerimizin Tam Ortasına Bostanlar Kurarak Başlayalım mı?

Şehrin tam ortasında, İstanbul’un keşmekeşinden uzak, doğa ile iç içe, tertemiz bir toprağa ulaşabileceğimiz bir ekosistem yapmak mümkün mü? Biz bu kadar zıt kelimeleri bir şehir içerisinde yapabilir miyiz? Hadi bir düşünelim…

Üzerine sürekli binalar inşa ettiğimiz alanları yavaş yavaş geri kazanmamız oldukça mümkün, peki bunu nasıl mı yapacağız, öncelikle şehirlerimize nefes alabileceğimiz küçük hobi bahçeleri kazandırabiliriz, meyve, sebze yetiştirdiğimiz tertemiz topraklara sahip bostanlar kurabiliriz. Biz şehrimizi ne kadar nefes alınabilir ve sürdürülebilir yaparsak bu şehirde yaşayan tüm canlılar için her şey çok güzel olabilir.

Artık şehirlerde de geleneksel yöntemler ile kendi sebze ve meyvelerimizi yetiştirebiliriz ayrıca bunu yaparken insanlar doğa ile iç içe olabilir. Kimimiz balkonlarımızda, teraslarımızda küçük saksılarda üretimler yapmaya başlamışken ve buna merak salmışken üretim yapabilen ve daha ileriye giden şehirler kurmak tam olarak da bizim elimizde. Kendi ürettiğimiz veya üretim aşamasını gözlemleyebileceğimiz sebzeleri kim istemez ki. Hâlâ küçük balkonunda yetiştirdiği birkaç sebzeyle yetinenler olduğu gibi işi büyütüp apartman bahçesini bostan yapan, daha da ileriye gidip konvansiyonel tarım uygulamalarına kafa tutarak "permakültür" (İnsanın kendi ihtiyaçlarını karşılarken, çevresini sömürmeden, zarar vermeden, ekolojik sistemler yaratması) tarzı tarıma geçenler var. Herkes deneyimlerini birbiriyle paylaşıyor, birbirlerine fide veriyor. Bu işi gönüllü yapanlar arasında paranın sözü bile edilmiyor çünkü imece usulü hâkim. Hobi değil yaşam tarzı artık binlerce insan kendi besinini kendisi yetiştiriyor. Kimi bahçesini kullanıyor bu iş için, kimi şehir yakınlarındaki tarlasını.

Peki, kolay mı böyle bir işin altına girmek. Değil elbette; bu işin zor ve emek gerektiren bir yanı var. Ama kendi ürünlerini yetiştirenlerin altını çizdikleri bir nokta şu; diyorlar ki,

"Toprağa verilen emeğin kıymetini anladık."

 

Şehirdeki Örneklere Bir Bakalım...

Kuzguncuk Bostanı

surdurulebilir sehirler 3
 

Üsküdar belediyesinin Park ve Bahçeler Müdürlüğü ile yürütmüş olduğu “Kuzguncuk Bostanı” projesi 2015 yılında son halini aldı. Burası bostan, çim amfi, meyve bahçesi, yürüyüş yolu ve spor sahası olarak tasarlandı. Burada sonbaharda hasat şenlikleri düzenlenmektedir ve aynı zaman da talep eden halk ile ekim de yapılmaktadır. Burası şehrin tam ortasında kuzguncukta yer almaktadır. Hobi bahçesi olarak tanımlanan bu bostan da kalıcı bir fidan ve tohum dikilmiyor ve çıkan ürünler ticari olarak satılmıyor. Sonuçta burası bir hobi bahçesi, amacı da Kuzguncuk halkının komşuluk bağlarını güçlendirmek, sosyal kültürel yapısını korumak, doğayı çocuklara sevdirmektir. Bahçeye herkes girebilir, etkinlik düzenlemek isterlerse belediyeden izin alarak yapabilirler. Tohumu halk kendisi temin eder.

 surdurulebilir sehirler 4
 Tarihi Yedikule Bostanları

surdurulebilir sehirler 5

İstanbul şehrinin göbeğinde 1500 yıllık bir bostan var. Tarihi Yedikule Bostanları Bizans’tan bugüne bostan olarak kalmış bir tarih mirası. Şimdilerde halk tarafından ekilip biçilmeye devam edilerek şehir bostancılığına bir örnek oluşturmakta. Yedikule Bostanları UNESCO tarafından bilinen en eski tarım alanı olması sebebiyle kültür mirası ilan edilmişti. 2010 yılında Sur Koruma Bandında ve SİT alanı içinde yer alan bostanların üzerine Yedikule Konakları inşa edildi.

Adım adım çevremizi, toprağımızı inşaatlardan arındıralım ve doğayı geri kazanalım. Gözümüzün önünde o kadar çok örnek var ki bunlardan birkaçı olumlu, birkaçı olumsuz hatta yeşil alanı konuta çevirmek gibi Şehrimizi sürdürülebilir yapmanın ilk adımını bu şekilde yapabiliriz ve artan nüfusu kontrollü bir şekilde yönetebilir ve çarpık kentleşmeye dur diyebiliriz belki…

 

Yazar: Gamze CİVELEK

 

Tüm güncel gelişmelerden haberdar olmak için bizi sosyal medyada takip edin...
sosyal medya facebooksosyal medya instagramsosyal medya linkedin


sosyal medya twitter
sosyal medya telegramsosyal yousosyal meyda bip
 

Pin It

Destekleyenler

Welcome in the demo