Kaya Gazı 'nda Yeni Rezervler Bulundu, Kaya Gazı Çıkarımında Çevre Boyutu Nedir

kayagazicikarimi cevreboyutu 2017haber"Bolu'nun Göynük ilçesinde birkaç milyar tonluk kaya gazı rezervi bulundu"

Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı Başkanı Güven Önal, Bolu'nun 15 bin 371 nüfuslu ilçesi Göynük'te birkaç milyar tonluk kaya gazı rezervi bulunduğunu söyledi. Önal Ankara'nın Beypazarı ve Nallıhan, Konya'nın Ereğli, Niğde'nin Bor İlçesi'nde de kaya gazı potansiyeli olduğunu belirtti.

Türkiye'nin yeni hazinesinin kaya gazı olabileceğini söyleyen Önal, İstanbul'da düzenlenen Uluslararası Enerji Hammaddeleri ve Enerji Zirvesi ile Sergisi'nde (INERMA) konuştu. Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı Başkanı Güven Önal, Bolu'nun 15 bin 371 nüfuslu ilçesi Göynük'te birkaç milyar tonluk kaya gazı rezervi bulunduğunu söyledi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı himayesinde, İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) ve Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı desteğiyle gerçekleşen INERMA'nın ikinci gününde enerji çeşitleri masaya yatırıldı.

Zirvenin ikinci gününde ısıtıldığında petrol ve gaz üreten organik bir kayaç türü olan shale gas (şeyi gazı) ya da bitümlü shale olarak da adlandırılan kaya gazı konuşuldu.

4 ilçede rezerv bulunuyor

Önal, Türkiye'de özellikle Bolu Göynük bölgesinde birkaç milyar ton düzeyinde kaya gazlı karbonlu tabakalar olduğunu aktardı. Maden Tetkik Arama'nm (MTA) rezervleri araştırdığını belirten Önal "Yerel halkın bu durumdan haberi olduğunu sanmıyorum. Maden Tetkik Arama (MTA) şu anda araştırıyor" dedi.

Göynük'teki hidrokarbondan petrol ve kömür üretilebileceğini ifade eden Önal şöyle konuştu: "ABD'de çok önemli rezervler keşfedildi. Türkiye'de yeni araştırmaya başladık. Üretim aşamasına geçmiş değiliz, arama ve laboratuvar aşamasında. Kaya gazı Türkiye'ye 10 sene sonra gelir diye düşünüyorum."

Önal'ın verdiği bilgiye göre Göynük'ten sonra en fazla kaya gazı rezervi, Ankara'nın Beypazarı ile Nallıhan ve Konya'nın Ereğli, Niğde'nin Bor ilçelerinde bulunuyor.

Bazı ülkeler yasakladı

Önal'ın verdiği bilgiye göre kaya gazının üretimi Lüksemburg, Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti ve Hollanda'da yasaklı, Türkiye'de ise üretim izni var.

 

Neden Bazı Ülkeler Yasaklıyor?

Kaya Gazı Türkiye'nin Hazinesinin Olmasının Yanında Çevresel Riskleri Nelerdir?

Yeryüzünün jeolojik formasyonlarından çıkartılan kaya gazı, kullanılabilir gaz rezervlerini arttırmasının yanı sıra dünyadaki enerji kaynakları ticaretinin yönünü değiştirecek sonuçlar da yarattı. ABD gibi enerji ithalatçısı bir ülkenin kısa sürede önce kendine yeterli hale gelip sonra ihracatçı olacağı belirtilirken, kaya gazının ABD’nin kimya endüstrisinin rekabet üstünlüğü açısından da önemli bir katkı sağladığı anlaşılıyor. Bu rüzgar doğrultusunda ülkelerin kaya gazı potansiyeli konusunda muhtelif tahminler ortaya atılırken ülkemizde de “Türkiye’nin bugünkü tüketimine 100 yıl yetecek kaya gazı rezervi var”, “Türkiye kaya gazı üretimine hazırlanıyor” gibi genellikle alışık olduğumuz “müjdeli (!)” haberler yayın organlarında yer almaya başladı.

Ancak ABD ve Avrupa’da, kaya gazının çıkartılmasında kullanılan yüksek hacimli hidrolik kırılma(YHHK)  teknolojisinin çevresel etkilerinin üzerinde dikkatle durulmaya başlandığı da açık. AB Komisyonu Çevre Genel Direktörlüğü için hazırlanan, hidrolik kırılma tekniğinin çevre ve insan sağlığı üzerindeki potansiyel etkilerini tanımlamaya yönelik 2012 tarihli bir çalışmada söz konusu teknolojinin yaratacağı çevresel risklerin neden dikkatle ele alınması gerektiğine ilişkin olarak şunlar sıralanıyor: (http://ec.europa.eu/environment/integration/energy/pdf/fracking%20study.pdf)

-Konvansiyonel ekstraksiyon işlemine göre daha yüksek miktarda su ve kimyasal kullanımı

-Konvansiyonel olmayan kuyuların randımanının konvansiyonel olanlara göre daha düşük olması nedeniyle çıkartılan birim gaz miktarı başına çevresel etkilerin daha fazla olmasının beklenmesi

-Yüzey ve yer altı sularının kirlenmesi riskine karşı sahanın geliştirilmesi, işletilmesi ve işletme sonrası dönemde kuyuların ve diğer ekipmanın entegrasyonunun sağlanmasının güçlüğü

-Çevre kirliliği yaratma potansiyeli taşıyan kimyasalların ve atık suların sızıntı ve sıçramalarının önlenmesi

-Jeolojik sahaların seçimi ve hidrolik kırılmada kullanılan akışkanın uzun süreli yeraltında kalmasına bağlı belirsizlikler

-Kimyasal katkı maddelerinin potansiyel toksisitesi ve alternatif malzemelerin geliştirilmesi

-Ekipman, malzeme ve atıkların sahaya ve sahadan taşınmasının oluşturduğu trafik yoğunluğu

-Konvansiyonel gaz sahasına kıyasla daha geniş arazi kullanımı

-Kuyu inşası ve hidrolik kırılma sırasında ekipman kullanımına bağlı emisyonlardan ve gürültüden kaynaklanan etkiler

Hidrolik Kırılma ve Kimyasallar

Tüm bu risk ve etkiler arasında hidrolik kırılmada kullanılan kimyasallar ve bunların yaratabileceği potansiyel etkilerin önemli bir unsur olduğu açık. Bu konuda diğer ülkelere göre YHHK teknolojisinin kullanılmasında önde olan ABD’deki deneyimlerin ve verilerin esas alındığı görülüyor. Hidrolik kırılmada kullanılan akışkan, genelde dolgu maddeleriyle kimyasal katkı maddelerinin suya eklenmesiyle elde ediliyor. Bazı kaynaklara göre YHHK uygulamasında kullanılan tipik bir akışkan aşağıdaki bileşenlerden oluşuyor:

-Su: Genelde hacmın yüzde 98-99’unu oluşturuyor.

-Dolgu malzemesi: Toplam hacmin yüzde 1-1.9’u düzeyinde; genellikle kum ve partiküllerden oluşuyor.

-Sürtünme azaltıcı: Hacmin yüzde 0.025’i seviyesinde; ekseriyetle poliakrilamid

-Dezenfektan (biyosit): Toplam hacmin yüzde 0.005-0.05’i kadar; Genelde glutaraldehid, kuaterner amin, tetrakis hidroksimetil fosfoniyum sülfat (THPS) Bu kimyasallar yerine UV, ozon ve klordioksit kullanılmaya başlanıyor.

-Yüzey etkin maddeler: Yüzey ya da arakesitlerin gerilimini azaltacak ya da önleyecek malzemeler; toplam hacmin yüzde 0.05-0.2 si düzeyinde

-Jelleştirici (vizkozite arttırıcı) kimyasallar: yaygın kullanılmasa da guar gam veya selüloz polimerleri

-Birikinti önleyiciler: Fosfat esterleri ya da fosfonatlar

-Bazı durumlarda kırılmanın ilk basıncını azaltmak amacıyla hidroklorik asit

-Asit kullanılması halinde asit hacminin yüzde 0.2-0.5’i kadar inhibitör

kaya gazi cikarimi

ABD’de Temsilciler Meclisi Enerji ve Ticaret Komitesi’nin 2011 tarihli çalışmasında, bu sektöre hizmet veren 14 firmadan alınan bilgilere göre, 2005-2009 yılları arasında kullanılan 652 farklı ürünün bileşiminde bulunan 29 toksik kimyasal listelenmiş durumda. Bunların arasında benzen, naftalin, tiyoüre gibi bilinen ya da muhtemel kanserojenler, “Güvenli İçme Suyu Yasası” ve hava kirleticiler arasında yer verilen kimyasallar bulunuyor. Çalışmada, bu yıllar arasında firmaların kullandığı 95 ürünün 13 farklı bilinen veya muhtemel kanserojen maddeyi içerdiği, toplamda kullanılan ürün miktarı 780 milyon galona ulaşırken, bileşiminde en az bir kanserojen bulunan ürünlerin miktarının 10 milyon galon civarında olduğu belirtilmekte. Firmaların kullanılan bazı kimyasalları “ticari sır” gerekçesiyle açıklamaması ayrıca dikkat çeken ve kaygı uyandıran bir husus. 

Suyla ilgili riskler

Bu arada ABD Çevre Koruma Ajansı EPA tarafından hidrolik kırılma teknolojisinin içme sularına etkisi konusunda 2014’de tamamlanacağı belirtilen kapsamlı bir çalışmanın başlatıldığını, 2012 yılının sonlarında bir İlerleme Raporunun yayımlandığını eklemek gerek. Raporda Temsilciler Meclisi Komisyonunun çalışmasındaki bilgilere yer verilirken dikkat çeken bir husus da şu: Geçen birkaç yıl içinde YHHK uygulamalarında kullanılan akışkan ve atık sularla ilgili sızma ve çevreye dökülme gibi çok sayıda kazanın yaşandığı, ancak bunların görülme sıklığı, nedenleri ve potansiyel etkilerinin belirsiz kaldığına yer veriliyor.

ABD deneyimlerine göre akışkanın yüzde 0-75’inin yeryüzüne geri çıktığı belirtilirken, geri gelen su uygulamada kullanılan kimyasalları, ağır metalleri, tuz ve jeolojik formasyonlarda doğal olarak bulunan radyoaktif maddeleri içeriyor. Bu arada kullanılan su miktarı derinliğe, yatay kuyuların uzunluğuna bağlı olarak değişmekle birlikte dikey bir kuyu için 2 500 m3 su gerekirken yatay kuyu için bu miktarın 10 bin  -25 bin m3 düzeyine çıktığını dikkate almak gerek. Bu durumda bir yandan YHHK uygulaması için ihtiyaç duyulan suyun taze su kaynakları üzerinde yarattığı baskıyı unutmamak, diğer yandan YHHK işlemleri sonucunda yeraltı formasyonlarında bulunan suyun da yeryüzüne çıktığını, hatta atık suyun büyük bölümünü bu  “üretilen suyun” oluşturduğunu dikkate almak gerek. Tüm bunlar YHHK uygulamalarında su yönetiminin önemini arttırıyor.  

Yeryüzüne çıkan bu akışkanın bir bölümünün tekrar proseste kullanılması bir seçenek olarak gösterilse de bu seçeneğin akışkanın içerdiği kirliliğe bağlı olduğu açık. Söz konusu atık suların nasıl tasfiye edileceği de ayrıca dikkat edilmesi gereken bir konu. Geri gelen akışkanın yeraltına enjekte edilmesi geleneksel olarak kullanılan bir seçenek olmakla birlikte birçok kısıtları var. Atık su miktarının fazlalığı ve açılan kuyuların işletme ömrü düşünüldüğünde mobil sistemlerin yeterli olamayacağı, merkezi arıtma sistemlerinin kurulması gerektiği yönünde görüşler var.

Bu arada, her ne kadar uygulayıcı firmalar itiraz etse de, 2011 yılında Ulusal Bilimler Akademisinin yayın organında yer alan bir bildiride ABD’de yapılan bir araştırmada aktif gaz kuyularının yakınında bulunan içme suyu kuyularındaki metan konsantrasyonunun diğerlerine göre ortalama 17 kat fazla bulunduğu belirtilmiştir.  

ABD Halk Sağlığı Birliği APHA ise konuyla ilgili olarak 2012 yılında yayımladığı politika bildiriminde, bu teknolojinin başta yer altı ve yüzey suları için yarattığı riskler olmak üzere iklim değişikliği, hava kirliliği, işçilerin toksik maddelere maruz kalması gibi konulardaki etkilerinin belirsizlikler taşıdığını ve bu nedenle konuya ilişkin endişelerin arttığını belirtmekte.

 


Kaya Gazı Nasıl Çıkarılır paylaşan: thuinder

Forum'dan Son Mesajlar...

Lütfen Giriş Yapın

Sadece topluluk üyeleri forum konularına katılabilir. Kayıt olmalı ya da giriş yapmalısınız.